Makale: Ekonomi ve Teknoloji

Makale: Ekonomi ve Teknoloji

Küresel piyasalarda, en önemli gelişme petrol fiyatlarında yaşanıyor. Petrol fiyatları beklenmedik bir şekilde düşü(rülü)yor ve düş(ürül)meye devam edeceği öngörülüyor. Dünya genelinde bir “büyü(yeme)me” sıkıntısı ve sancılanması yaşanıyor. Emtia fiyatları düşüyor. Talep azalıyor. Yatırımlar genellikle erteleniyor. Faizler düşüyor. Altın, güvenli bir liman olarak görülmüyor. Bütün bu durumlar, başta AB ülkeleri olmak üzere birçok ülkeyi deflasyon/resesyon korkusuna itiyor. Bir zamanlar “enflasyon canavarını” tanıyan ve onunla başa çıkmasını öğrenen dünya, bu sefer “deflasyon canavarı” ile baş etmek zorunda kalabilir gibi gözüküyor. Herkes FED’e bakıyor, herkes Yunanistan’daki seçime bakıyor, Draghi’yi izliyor, Almanya’yı yakından takip ediyor, Rusya’nın nasıl gardını alacağına bakıyor, Çin’den gelecek bir büyüme haberini tedirginlikle bekliyor, Çin’in biraz yavaşlaması için adeta dua ediyor, Japonya’nın kredi notunu izliyor ve FED’in sabrının ne zaman taşacağını merak ediyor. Herkes birbirini izliyor. Hiç kimse, hiçbir taraf tek başına oyun kuramıyor. Herkes kartlarını açıyor, ama nafile… Üstüne üstlük, birbiri ardına gelen politik krizler, siyasi gelişmeler de cabası: Irak, Suriye, Ukrayna, Rusya ve son olarak Fransa… Fransa bir taraftan düşürülen kredi notu ile bir diğer taraftan terör ile sarsılıyor. Adı konulmamış bir savaş, bir soğuk savaş, bir anlamda 3. Dünya Savaşı, küresel ekonomide adeta bir satranç oyunu gibi oynanıyor. Çok kırılgan bir küresel ekonomi var. Bir gün “kış” oluyor, hemen ertesi gün “yaz” geliyor. ABD’nin 3. çeyrek büyümesi tahmin edilenden yüksek gelince (%5) adeta ‘bayram’ eden piyasalar, perakende satışların tahmin edilenden az gelmesi üzerine ‘yas’ yapıyor. İstikrar yok, her şey anlık olarak değişiyor. Ekonomi piyasaları peşinden gidilecek bir “hikâye” bulamıyor. Küresel ekonomi daralma sürecinde… Bu süreci iyi yönetecek aktörler muhakkak ki karlı çıkacaklar…

Suriye ve Irak başta olmak üzere, yukarıdaki bütün gelişmeler ülkemiz Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor ve etkiliyor. Siyasi/küresel ekonomik gelişmeler bir yandan beklenmedik bir şekilde büyük avantajlar oluştururken bir diğer taraftan çok büyük riskleri de beraberinde getiriyor. Örneğin, petrol fiyatları sevindiriyor, ama Rus Rublesinin değer kaybetmesi üzüyor. Sonuçta bacasız sanayi Turizm sektörümüzün en büyük müşterileri Ruslar… Onların satın alma gücünün azalması işimize gelmiyor. 2014 yılında “büyüme performansı ve sanayi üretimi” beklentinin altında kalınca morali biraz bozulan Türkiye, az bir ivme ile de olsa artan ihracat rakamları ve artık “ben düşeceğim” diyen enflasyon oranı (2014 Yıllık TÜFE %8,17) ile biraz nefes aldı 2014 sonunda. Büyüme hala ihracat kaynaklı… Her şeye rağmen, siyasi gelişmeler nedeniyle Irak ve Rusya’ya yönelik ihracattaki daralmaya rağmen, sene sonunun totalde ihracat rekoru ile kapanması moral verdi. İnşaat sektörü yine de aktif… Tarım sektörü ise büyümeyi desteklemek şöyle dursun, bilakis negatif etki yapıyor (-0,7, 2014Ç3). Tüketim harcamaları yeterince artmıyor. Tüketici güven endeksi son dört yılın en düşük mertebesinde (%67,7). İşsizlik oranı Eylül 2014 itibarıyla %10,5 seviyesinde… Cari açığın %40’lar mertebesinde azalması ise büyük bir sevinç oluşturuyor.

Üstüne üstlük, petrol fiyatlarındaki düşüş henüz tam olarak cari açığın azalmasına yansımamış durumda. Petrol fiyatları 50 dolarlar seviyesinde kalırsa, Türkiye’nin enerjide neredeyse tamamen dışa bağımlı olan Türkiye’nin enerji faturasını yarı yarıya azaltılabilecek ve böylelikle cari açığın milli gelire oranı %4’lere gerileyebilecek. Tabiidir ki bütün bunlar teorik olarak enflasyona ve büyümeye de olumlu yansıyabilecek. Borsa Endeksine (BIST 100) şüphe ile yaklaşılsa da 2014 yılını tepede tamamladı… Görünüm pozitif… Piyasa yukarı yönlü… Tabii borsa derinliği hala sığ… Türkiye hala doğru dürüst vergi toplayamıyor. Buna mutlaka adaletli bir çözüm bulmak zorunda. TCMB’nin izleyeceği faiz politikası ile döviz kurunun istikrarı, Türkiye’nin gelecekteki performansını etkileyebilecek unsurlar olarak yine ön plana çıkıyor… Türkiye’nin dolar ile borçlanması ancak Avro ile satış yapması da bazı riskleri beraberinde getiriyor.  Avro-Dolar Paritesi 2014 sonunda tarihinin dip seviyelerinde… 2015 yılının ilk 6 ayının en geç sonunda yapılacak milletvekilliği seçimleri nedeniyle, her şeye rağmen iç unsurların dış unsurlara baskın olacağı ve ekonominin Türkiye’de aşırı hararet yapmayacağı öngörülüyor. Ancak, FED’in Haziran ayındaki muhtemel faiz artışı ile birlikte seçim sonrasında ekonominin parametrelerinde değişiklikler olabileceği de düşünülüyor. Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşabilmesi için, örneğin 2023’de 500 milyar dolarlık ihracat yapabiliyor olabilmesi için mutlaka büyüme hızını 2’ye katlaması ve bunun için de mesela acilen katma değeri yüksek, karlılığı yüksek, teknolojisi yüksek ürünleri üretmesi ve ihraç etmesi gerekiyor. Bunun için de Türkiye’nin topyekûn AR-GE yapması gerekiyor. Türkiye’nin acilen yeni bir “başarı hikâyesi” daha yazması gerekiyor.

Gaziantep’e gelince… Girişimci kent, marka şehir Gaziantep malumunuz üzere “Irak Savaşı” sonrasını bir fırsata dönüştürebilmişti. Şimdilerde ise Suriye krizinin etkileri iyice hissediliyor Gaziantep’te. Ancak bu sefer kolay olmadı… Gelen göç Gaziantep’i her bakımdan sarstığı gibi ekonomik olarak da sarstı… Şimdilerde kayıt içinde; uyum içinde çalışan Suriyeli işçi ve esnafları da görmek mümkün artık Gaziantep’te. Gaziantep bir sanayi şehri… Gaziantep üretiyor. Türkiye’nin üreten kenti… Batıya giden göçü durdurabilen, göçü kaldırabilen, herkesi kucaklayabilen bir ticaret ve kardeşlik kenti… Gettolaşmanın olmadığı, ortak aklın vücut bulduğu bir kent… Hemen hemen tüm göstergelerde ülke ortalamasının üstünde performans sergiliyor, ülkeye büyük katkı yapıyor. İstihdamda, ihracatta, büyümede… Açıkları kapatıyor. Ama artık Gaziantep de daha iyisini hak ediyor. Gaziantep’e özel destek lazım! Türkiye’nin 2023 hedeflerine yeterli desteği verebilmesi için, örneğin 2023’de 30 milyar dolar ihracat yapabiliyor olabilmesi için, Gaziantep’in acilen katma değeri yüksek, karlılığı yüksek, teknolojisi yüksek ürünleri üretmesi ve ihraç etmesi gerekiyor. Bunun için de Gaziantep’in topyekûn AR-GE yapması gerekiyor… Üstelik ekonomik ve sosyal verileri incelediğinizde artık Gaziantep’in bir sınıra dayandığını, bir eşiğe dayandığını, bıçak sırtında olduğunu görüyorsunuz. Yıllardır Türkiye’ye büyük katkı yapan, büyük yük alan, büyük destek veren Gaziantep’e, şimdi Türkiye’nin bir ayrıcalık yapması, pozitif bir ayrımcılık yapması gerekiyor. Bu nasıl olabilir? Yeni nesil bir teşvik ile… Yeni nesil üretim teşvik edilebilir Gaziantep’te! Gaziantep’in yaşam kalitesinin artması için özel önlemler alınabilir. Bunun için de Gaziantep’te başta eğitim olmak üzere, sosyo-kültürel problemlere odaklanılması ve çözülmesi büyük önem arz ediyor. Gaziantep’te herkesin AR-GE yapması gerekiyor. Şehrin bilişim ve lojistik altyapı ve üst yapısının acilen geliştirilmesi gerekiyor. Etkin turizm politika ve stratejilerinin de oluşturulması ve uygulanması gerekiyor. Gaziantep, Türkiye’nin yazacağı yeni “başarı hikâyesinde” başkahraman olmak zorundadır!

Prof. Dr. Türkay Dereli

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir